Malzemeler* 200 gram yağsız dana kıyması
* 1/2 bardak ekmek içi
* 1 yumurta, hafifçe çırpılmış
* 1/4 Ç.kaşığı yenibahar
* [Devamı]
BASINDA ORGAN BAĞIŞI
Merhaba Arkadaşlar
Ben on binlerce kronik biriyim. 26 yaşındayım ve 1,5 yıldan beri diyalize giriyorum. Canlı vericim olmadığım için kadavradan organ bekliyorum. Ancak ülkemizde Organ bağışı yetersiz olduğu için benim gibi bir çok insan umutsuzluk içerisinde. Bizler zorda olsa diyaliz makinası ile yaşamımızı sürdürebiliyoruz. Fakat kalp, karaciğer vb gibi organ bekleyenlerin gerçekten hiç zamanı yok.
Ülkemizde organ nakli konusunda gerçekten büyük gelişmeler olmasına rağmen hala İran, Suriye ve Hindistan gibi ekonomik açıdan bizden daha geri ülkelerde organ nakli sayısı ülkemizden çok daha fazla.
Türkiye ye için %99 müslüman denmesine rağmen bizim insanlarımız sanki öldükten sonra organları toprak olmayacakmış gibi organ bağışından çekiniyorlar. Tabi ki bu konuda sadece toplumumuzun suçu yok bundan 4 yıl öncesine kadar bende bu konu hakkında hiçbir şey bilmiyordum. Çünkü ne yazılı medyada nede görsel medyada organ bağışıyla ilgili yeterli bilgilendirici şeyler yapılmıyor.Buune kadar hiçbir televizyon kanalında organ bağışını anlatan bir bir tanıtım filmi yok maalesef devlet yetkilerine bu konuyla ilgi mailler göndermeme rağmen herhangi bir cevap alamamıştım,Bu hükümetin sağlık bakanlığından yeni bir şeyler yaptığını biliyorum ama yeterli değil bence televizyon konusuna el atılmalı. Televizyonların durumu da malum her şey reyting üstüne…..Zaten okumayan bir toplumda insanlar televizyondan baksa bir yerden bir şey öğrenmiyorlar.
Ayrıca diyanet işleri de bu konuda çok şey yapabilir.Camilerde imamlar insanlara anlatabilir. İnanın hiç hasta olmam diyen bir insan bile bir gün böyle bir hastalığa düşebiliyor.Benim tanıdığımım eski bir imam var mesela diyaliz hastası. Tabi ki insanlarımızın bilinçlenmesi için kimsenin hasta olmasına gerek yok.
Bizler yardımseverlik açısından diğer toplumlardan kendimizi üstün kılarken; hayat veren organ nakli için, 4 bin 986'sı böbrek olmak üzere yaklaşık 5 bin 500 kişi umutla sırada bekliyor. Türkiye'de 30 binden fazla kişinin, organ nakli yapılmadığı takdirde ölüm riski taşıdığı sanılıyor. Bu gidişata artık birilerinin dur demesinin zamanı gelmiştir.
Son olarak Eğer organ bağışı yapmak isterseniz kanımca yapılması gerek en iyi şey ailenize vasiyet etmenizdir.zaten siz organ bağışı kartına sahip olsanız da Türkiye de yasa geregi aileye sorulur.Aileler de Öyle bir durumda şokta oldukları icin genelde vazgeçiyorlar.(Allah kimsenin başina vermesin fakat ölüm hayatin bir gerçeği)Eger ailenize önceden tenbih ederseniz karta gereksinmeksizin organlariniz bagışlanabilir.Bu durumda organlarınız zor durumdaki insanlara verilerek siz ölürken bile dünyaya bir şeyler verecek bir iyilik daha edip ölmüş olacaksınız……
Akdeniz üniversitesi hastanesi organ bağışı kordinatorlerinden Dr. Levent Yücetin, Türkiye'de nüfusa göre, yılda bin 675 donör hedeflendiğini ancak 25 yıldan bu yana sadece bin donör yani verici bulunabildiğini "Canlı birisinde organ almak son tercihtir. Türkiye'de meydana gelen ölümleri organ bağışına dönüştürebilseydik, binlerce kişinin hayatı kurtulurdu. İnsanlar, organ bağışı olmadığı için ölüyor. Toplumun duyarsızlığı değil, bilgisizliği yüzünden ölüyorlar" diye konuşuyor.
Nilgün Keçecioğlu ise şöyle konuşuyor: Organ naklinin bir hedefi var. Bu da hastayı kurtarmak, organlar toprak olmadan hayata dönüşmelerini sağlamak. Ne yazık ki,organ bağışı konusunda, organizasyon sorunları yaşanıyor. Bir de toplumun bilgisizliği rol oynuyor. Bu bilgisizlik sağlık çalışanlarını da kapsıyor".
1987'de ilk organ transplantasyonunu gerçekleştiren Ege Üniversitesi (EÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cüneyt Hoşcoşkun,organ bagısı ve naklindeki durumumuzu 1 milyon dünyalının 25'i organ bağışı yapıyor, bizde rakam 3: Organ nakli bekleyen vatandaşımız da 3500…
''TOPRAK ALTINDA ÇÜRÜYOR''
Yaşamını kaybeden kişilerin organlarının, toprak altında çürüdüğünü belirten Prof. Dr. Hoşcoşkun, halkta ''ölünce öbür dünyaya eksik organla gitme'' şeklinde bulunan kaygının, doğru olmadığını söyledi.Prof. Dr. Hoşcoşkun, ''Denizde ölen insanlarımız var, balıklar tarafından parçalanıyor. O zaman onların hiç olmaması lazım. Ölenleri toprağa gömdüğümüzde de birkaç yıl sonra kemik parçaları dışında zaten hiç bir şey kalmıyor. Bu anlayışın arkasına sığınmamak gerek'' dedi. Hoşcoşkun, İslam'ın da bu konuda bilime ışık tutan mükemmel bir din olduğunu kaydetti.Alıntı: www.nethaber.com.tr
İlginiz için şimdiden teşekkürler....
Not: Lütfen bizlere organ satışı için mail atmayın siz bize öyle bir mail attığınız zaman bizim gibi organ bağışında umut bekleyen hastalara saygısızlık etmiş oluyorsunuz.Ayrıca Organlarınızı satarken lütfen bir kez daha düşünün belki şuan çok zor durumdasınız kredi kartı borcu v.s başka çareniz yokmus gibi gözüküyor.Fakat unutmayın ki belki o parayla borçtan kurtulacaksınız fakat eğer sağlınızı kaybederseniz o aldığınız para sizi borcunuzdan kurtarsa da şu anki durumunuzdan çok daha zor duruma düşebilir eski günlerinizi,evet o borçlu günlerinizi arayabilirsiniz.İnsan kaybetmeyince değerini bilemiyor bu tehlikeli işlere girmeden önce bir kez daha düşünün.Başka Çareler arayın bu borçların sonunda beş parasız da kalsanız evinize hacizde gelse siz sağlığı tercih edin sağlığınızı parayla satmayın o ki dünyanın en kıymetli hazinesidir,paha biçilemez………… sevgilerle
İlginiz için şimdiden teşekkürler....
Volkan KORKMAZ Diyaliz.Net
BEN KİM'İM?
25.06.1979 İskenderun'da doğdum. İlk ve orta öğretimini Mersinde bitirdim son olarak Mersin Üniversitesi G.S.F Grafik Bölümünü bitirdim. 1.5 yıldan beri diyalize girmeme rağmen hayata mücadeleye devam ediyorum bütün bunların yanı sıra diyalize girdiğim 4 saat boyunca hiç boş durmayıp resim yapıyorum daha sonra onları evde bilgisayarda renklendiriyorum. Evet diyaliz gerçekten zor ama insan eğer gerçekten bir şeyler yapmak isterse ne şartlar altında olursa olsun güzel bir şeyler yapabiliyor. Evet ben burada diyalize yeni başlayan arkadaşlara sesleniyorum öncelikle bu hastalık herkesin başına gelebilir ve hasta olan yalnızca siz değilsiniz belki bugüne kadar sapasağlamdınız hiçbir şeyiniz yoktu fakat bu hayat her an her şey insanın başına gelebilir. Bizler gibi binlerce insan ayni konumda. Malesef ülkemizdeki diyaliz hastaları genelde normal hayatlarına devam edemeyip hayata küsüyorlar. Fakat unutulmamalıdır ki bizler belli bir yaşa kadar sapasağlamken bazı insanlar doğuştan itibaren çeşitli hastalıklarla uğraşmaktadırlar.Diyaliz hastası olan bir kişi ilk olarak bunlari bilerek haline şükretmeli ve hayatına devam etmelidir. Burada bazı insanlara bana da dail diyalizde kalmak onunla yaşamak gerçekten zor geliyor, insan özgürlüğün kaybediyor kısmen de olsa fakat şunu unutmamakta yarar var ki Diyaliz olmasa bizlerin yaşama şansı yok bir 25-30 sene önce hasta olmuş olsaydık malesef yaşamıyor olacaktık.Bundan şu çıkıyor ki Diyaliz bizlerin hayatını sürdürebilmesi için verilmiş bir yaşam hediyesidir, bu hediyenin değerini bilip, bundan sonraki yaşamınızı en iyi şekilde değerlendirmek gerekir. En azından size verilen bu hediyenin yani hayatınızın anlamını bulmak için kendinize bakmanız ve bundan sonraki hayatımda geçmişimde yapamadığım neleri yapabilirsiniz diyebilirsiniz. Ya da bütün dünyadaki onca acı çeken insana rağmen, kendinizi dünyadaki en zor hayat yaşayan insan olarak görüp sizi sevenleri ve kendinizi üzebilirsiniz. Ya da başta da dediğim gibi içinde bulunduğunuz zor şartları güzelliğe çevirip o 4 saatinizi bile boşa geçirmesiniz. Bir şekilde hasta veya değil hayat devam ediyor. Son olarak şunu söylemeliyim ki bana da tüm bu gücü veren Antalya Akdeniz üniversitesi hastanesi diyaliz servisinde 5 yaşındaki şuan ismini unuttuğum ama dünyanın en güzel çocuklarından biri olan, kulakları duymamasına rağmen ayrıca elinde sondası da olmasına rağmen bir şekilde o diyaliz salonunda dans eden minik çocuktaki yaşama sevincine borçlu olduğumu söylemek isterim. Ondaki gücü gördükten sonra kendi çocukluğumu geçen güzel günlerine şükreder o çocuk yüreğindeki güce hayran kalırım. Umarım o da Annesinde alacağı organla en kısa zamanda kurtulur..
Neler yaptığımı görmek isterseniz siteme girebilirsiniz bütün bunların sonunda şuan kendime sunu sorarım acaba diyalize girmesem bütün bunları yapabilir miydim diye zaten hayatim resimdi gene yapacaktım ama şüphesiz aynıları olmayacaktı: http://fantasticvolk.deviantart.com
Ayrıca tüm engelliler için açmış olduğum site: http://engelliler-disabled.deviantart.com
Sevgilerle
Volkan Korkmaz
ORGAN BAĞIŞI
ORGAN BAĞIŞI, bir kişinin hayatta iken serbest iradesi ile tıbben yaşamı sona erdikten sonra doku ve organlarının başka hastaların tedavisi için kullanılmasına izin vermesi ve bunu belgelendirmesidir.
Organ bekleyen hastaların sayısının her geçen gün arttığı ülkemizde toplumun organ nakli konusunda bilinçlenmesini sağlamak, bu konuda çalışmalar yapmak zorunlu hale gelmiştir. Ülkemizde Türk Nefroloji Derneğinin 1999 yılı sonu rakamlarına göre sadece böbrek bekleyen hastaların sayısı 23 000 'dir. Bugüne kadar çok sayıda hasta organ vericisi bulunamaması nedeniyle kaybedilmiştir.
Kadavradan organ alınabilmesi için tıbbi ölüm (beyin ölümü) olarak adlandırılan ölüm halinin gerçekleşmiş olması gerekir. 29/05/1979 Tarih ve 2238 Sayılı, Organ ve Doku Alınması, Saklanması, Aşılanması ve Nakli Hakkındaki Kanun’a göre, tıbbi ölüm (beyin ölümü) hali; bilimin ülkedeki ulaştığı düzeydeki tüm imkanları, kuralları uygulamak suretiyle bir kardiyolog, bir nörolog, bir nöroşirürjiyen ve bir de anestezi ve reanimasyon uzmanından oluşan 4 kişilik hekimler kurulunca oy birliği ile saptanır (Madde, 11).
Hasta, bu dört kişilik uzmanlar heyeti tarafından değerlendirilerek klinik ve laboratuvar tüm incelemeleri tamamlandıktan sonra beyin ölümü kararı alınır. Bu kararı veren heyet, alıcının sürekli hekimi ve organ naklini yapacak ekipten tamamen farklı kişilerden oluşmaktadır (Madde, 12). Böyle bir hastanın beyin sapı ölmüştür. Kendi solunumunu yapması mümkün değildir. Ancak makinaya bağlı olarak solunumu sürer ve artık geriye dönüşü yoktur. Bugüne kadar iyileşmiş bir beyin ölümü vakasına rastlanılmamıştır.
Organ alımı ameliyatı, ameliyathane koşullarında, cerrahi ekipler tarafından titizlikle yapılmakta, gizli dikiş ile cilt kapatılarak vericinin vücuduna saygı ile davranılmaktadır. Cenaze işlemlerinin çabuklaştırılması için gerekli tüm çabalar gösterilmektedir. Organ bağışının dini yönden herhangi bir sakıncası bulunmamaktadır.Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu, 6/3/1980 tarih ve 396 sayılı kararı ile organ naklinin caiz olduğunu bildirmiştir. Bu kararla; organ bağışı insanın insana yapabileceği en büyük yardım olarak nitelendirilmekte ve “organınızı vereceğiniz kişi yaptığı iyilik ve fenalıklardan kendisi sorumludur” denilmektedir.
Kur’an Kerim’de de “Kim bir insana hayat veririse onun sanki bütün insanlara hayat vermişcesine hayat kazanacağı” beyan olunmuştur (Maide Suresi, Ayet 32).
Organ alacak hastalar önce kan ve doku gruplarına göre daha sonrada tıbbi aciliyet durumlarına göre belirlenir. Cins, ırk, din, zengin-fakir ayırımı yapılmaz.
18 Yaşından büyük ve akli dengesi yerinde olan herkes organlarının tamamını veya bir bölümünü bağışlayabilir. Bağışlanmış olan organın uygunluğu vericinin ölümünden sonra görevliler tarafından araştırılır.
Kişi organ bağışından vazgeçtiği anda üzerinde taşıdığı organ bağış kartını taşımaktan vazgeçmesi ve kayıtlı bulunduğu merkeze bu durumu bildirmesi yeterli olacaktır.
ORGAN BAĞIŞI HAKKINDA BASINDA ÇIKAN HABERLER
http://www.aksam.com.tr/arsiv/aksam/2004/11/09/gundem/gundem5.html - Acı çekiyorum... [Devamı]